Bir cinayetin anatomisi

Maktül: 27 yaşında gencecik bir üniversite öğrencisi Pınar Gültekin…

Katil: 32 yaşında bar işletmecisi, sanayici, evli, bir çocuk babası Cemal Metin Avcı

İlişkileri 2018’de başladı.

16 Temmuz 2020‘de kaybolan Pınar Gültekin‘in yakılmış cansız bedeni ormanlık alanda bir varil içinde bulundu.

Türkiye, hatta dünya bu cinayeti konuştu, tepki gösterdi.

Takvim yaprakları 21 Haziran 2022‘yi gösterdiğinde davanın 13’ncü duruşmasında karar çıktı.

“Haksız tahrik”

Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesi, Pınar Gültekin’in katil Cemal Metin Avcı’ya istenen “ağırlaştırılmış müebbet” cezasını 23 yıla indirdiğinde gerekçesi buydu.

“Haksız tahrik”

Karara tepkiler her kesimden geldi. Siyaset, sivil toplum kuruluşları, kamuoyu vicdanı tek ses oldu, çığlık oldu:

“Pınar Gültekin için adalet”

Sevdiğim bir sözdür: Bir yanı dinlemeden karar veren, doğru karar vermiş olsa bile adaletsizlik etmiş sayılır”

Mahkemenin verdiği karar tartışılırken katil Cemal Metin Avcı’nın avukatı Ali Abdullah Erinan’ı arıyorum. Ofisinde buluşuyoruz.

“Haksız tahrik”

Öyle ya,

Mahkeme heyetinin oy birliği ile katil Cemal Metin Avcı‘nın cezasını düşürmesine sebep olan savunmanın sahibi olan avukatını dinlemek, hakimlerin verdiği kararı anlamaya çalışmak ve kamuoyunu aydınlatmak gazetecinin görevi.

Davaya, verilen karara ilişkin tüm yargılarımı bir kenara bırakarak gidiyorum.

Ben soruyorum, avukat Ali Abdullah Erinan anlatıyor.

Avukat Ali Abdullah Erinan geçen Mart ayında yani davanın son aşamalarında Cemal Metin Avcı’nın savunmasını üstlenmiş.

Savunmasını ise müvekkilinin “şantaja” maruz kaldığı üzerine kurmuş.

Bunun için ortaya koyduğu argümanlar ise şunlar:

– Pınar Gültekin’in kız kardeşinin ve bir kız arkadaşının jandarmada Cemal Metin Avcı’dan zaman zaman para aldığına dair ifadesi.

– Pınar Gültekin’e Cemal Metin Avcı’nın gönderdiği paraların dekontu

– Katil Cemal Metin Avcı’nın savunmasında söylediği bir jandarma subayı ile iş insanı arasında geçen WhatsApp konuşmasında, Pınar Gültekin’in Muğla’da bir iş insanın uygunsuz görüntülerine sahip olduğu ve bununla ilgili para istemesine dair konuşma olduğu iddiası.

– Cemal Metin Avcı’nın uygunsuz fotoğraflarının kendisinin uyutularak çekilmesi ve bu fotoğraflarla şantaj yapıldığı iddiası.

Yani özetle, Cemal Metin Avcı’nın şantaja maruz kaldığını ve cinayeti bu saikle işlediğini belirttiği savunması mahkeme heyeti tarafından da kabul görmüştü ki, müebbet hapis cezası 23 yıla düşürülmüştü.

Şimdi,

Meslek hayatının büyük bölümünde bu tip davaları izlemiş, polisiye hikayelere de meraklı olan bir gazeteci olarak davadaki soru işaretlerini ve çelişkileri aktarmaya çalışayım.

Her ne kadar savunma tarafı yani katil Cemal Metin Avcı, şantaja uğradığını iddia etmiş, mahkeme tarafından da bu kabul görmüş ise de hem hukuku hem de vicdanları tatmin etmeyen bazı gerçekler var.

Anlatayım,

Pınar Gültekin’in kız kardeşi ve arkadaşının Cemal Metin Avcı’dan zaman zaman para tırtıkladığına dair sözleri, bunun şantaj amaçlı olduğunun kesin olarak kabulü anlamına gelmez.

Sağlam delillerle bunun ortaya konulmasını gerektirir.

Cemal Metin Avcı’nın savunmasında bahsettiği ve kendinde olduğunu söylediği WhatsApp görüşmelerinin mahkeme dosyasına girmesi, bunun gerçekliğinin araştırılması gerekirdi. Bu konuşmalarda adı geçen jandarma subayı ve iş insanının da mahkemede bu konuda ifade vermesi beklenirdi.

Bunlar olmadı!

Pınar Gültekin’in telefonunda var olduğu öne sürülen ve şantaj iddialarına temel teşkil eden, Cemal Metin Avcı’nın vücut bütünlüğüne zarar verildiği ve “iğfale” uğradığını öne sürdüğü görüntüler ise henüz ortada yok.

Ortada olmayan bu görüntüler ise savunmanın en büyük argümanlarından biri.

Bu görüntülerde, Pınar Gültekin dışında 2 erkeğin de var olduğu öne sürülüyor. Bu görüntülerin çekildiği iddia edilen tarih ve yer belli iken, çok basit bir soruşturma ile HTS kayıtlarından bile bu kişilerin kimliği tespit edilebilirdi.

Hem mahkemenin hem de savunma tarafının bu konuda şimdiye kadar girişiminin olmaması ise soru işareti olarak duruyor.

Ez cümle,

Savunmanın iddia ettiği “şantaj” olayının ete kemiğe bürünmesi, vicdanları teskin etmesi için var olduğu iddia edilen “iğfal” görüntülerinin ortaya konulması ve daha sağlam delillerle bunun ortaya çıkarılması gerekir.

Onun ötesinde söylenenler, şu ana kadar ortaya koyulanlar vicdanları teskinden uzak, adalet çığlıklarının artarak devam etmesine, mahkemenin kararının sorgulanmasına yol açacaktır.

Tüm bu kendi görüşümüzü ortaya koyduktan sonra yazımıza şu sözlerle noktayı koyalım.

O zaman hakimler bu kararı hem de oy birliği ile nasıl verdi?

Onu da gerekçeli karar çıktığında hep birlikte göreceğiz.

Pınar Gültekin davasını izlemeye devam edeceğiz.

Toygun Atilla

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*